Gönderen: SeSar | Haziran 21, 2011

Oynama benle oynarım senle

Sigara paketleri üzerindeki resimler ne derece etkili oluyor bilememekle beraber aşağıdaki resimlerin de oyun karşıtı bir etki yaratıp yaratmayacağını kestiremiyorum aynı şekilde. Şahsen tiryaki derecede bir oyunsever de olmadığımdan dolayı çok da umursamıyorum (çok da miki yani).

Ayrıca bu resimlerin gizli bir Xbox Kinetic reklam silsilesi olma ihtimalini de düşünmedi değil bu septik ruh baştan söylemesi…

 

 

Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Haziran 13, 2011

Shining

Yazmıyorum bir şey bari boş da durmayayım dediydim.

Shining… Scared you pussy?

Or scared from this pussy?

Gönderen: SeSar | Mayıs 31, 2011

Life Hacks

Son yazımlarıma bakarak belediye muhalifi bir gazeteci, etrafa sıçratarak işeyen bir ergen ve milletin sosyal ağlarını inceleyen bir manyak kimliğine bürünmüş gibi hissediliyor sanırım oradan, farkındayım. “Abi senin dükkanlar açık kalmış”  diyememek gibi bir şey içinde kalacağına baş göstersin derim şahsen.

Şimdi de sizlere hayatınız boyunca en üst seviyede yararı olacak bazı konulardan bahsedeceğim canlar. İşte sizlere hayatı hack etmeye yardımcı olacak gerçekler, dıdıdıınnnn (esasında burada Batman’in nananana şarkısı daha uygun da olabilir tercihe bağlı olarak varyasyonu değiştirebilirsiniz haliyle o kadar kısmını sizin taktirinize bırakabilirim o kadar da kişisel bi blog olmayabilir şu haliyle):

Brain Freeze: Daha çok çocuklarda ve tabi yetişkin erkeklerde de sıkça görülebilen, soğuk bir şey içildiğinde yahut dondurma yenildiğinde bastıran, ani saplanan baş ağrısı, yani beyin donması veya halk arasındaki ismiyle bıreyn fırizzin çabuk ve kolay bir tedavisi vardır. Bunun için Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Nisan 12, 2011

Törkiş Failbook

Facebook’ta yaşalanan enteresan şeylerin paylaşıldığı failbook.com ‘un Türkçe versiyonu olmadığına göre böyle bir paylaşım pekala olabilir diye düşündüm. Eh afiyet olsun balım…

This slideshow requires JavaScript.

Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Şubat 4, 2011

Tuvalet kanunları yeniden yazılıyor

Sıkışıp, işemeye gidememek gerçekten de büyük bir dert, hatta tam bir işkence. Yapılan araştırmalar hem kadınların hem erkeklerin bu rahatlama sekansları öncesi ve sırasında belli sıkıntılar çektiklerini ortaya koyuyor. Buna göre kadınlar umumi tuvalet kullanma konusunda çekincelere sahipken biz erkeklerin ise daha fizyolojik sıkıntılarımız bulunmakta.

Kadınlar özellikle bar, terminal ve garlarda hijyenik standartların düşük olması nedeniyle tuvalete girmeye çekinmekte, bu sebeple az likit almaya çalışmakta, artık kurtuluş yoksa da klozete oturmama eğilimi göstermekteler.

Erkeklerin ise sıkıntısı “kendi tuvaletlerinde” bile işeyememek üzerine…  İster gece uykudan kalkınca olsun, ister sabah uyanınca ve hatta kimi zaman da gün içinde; ne zamanki çiş ve ereksiyon güçlerini birleştirdiğinde kontrolü güç bir sıkıntı yaşanmakta.  Bu yüzden de duvar, sifon, taban, tavan ve artık allah ne verdiyse hijyen de neymiş dercesine kontrolü kaçmış bir hortum misali etrafın altı üstüne getirilmekte.

Ve işte bu sebeplerle sexhax’in hazırlamış olduğu ilistrasyonlar eşliğinde bu sorunlara cevaplar vermeye çalışacağım yoldaşlarım ben de.

***

Tabi önce bayanlar diyorum:

Hover (Asılı Kalma): Her halde en bilindik uygulama ve muhtemelen klozetin kamu tuvaletlerinde de kullanılması ile ilk akla gelen çözüm yolu.

Etek varsa büyük kolaylık, aksi halde risklidir de… Pantolon sıyrılır, ayaklar omuz genişliğinde açılır ve dizlerden kırılarak popo dışarı çıkacak şekilde öne doğru eğilirir. En büyük handikabı deliği tutturamama sonucu klozetin kenarına işeme ve sıçratma yada su yolunu bulur misali pantolonun ıslatılarak sonuçlanması hadisedir.

Çömelmek (Alaturka Oturuş): Modern tuvaletlerde oryantal etkiler taşıyarak “özüme döndüm”dedirten birçözümdür. Pantolonlu olunması durumunda gayet zorladığı gibi topuklu ayakkabıyla ise hiç önerilmeyen tarzdır.

Uygulaması ise gayet basit, tuvaletin tepesine tırmanılıp çömelerek gerisini yer çekime bırakıyorsunuz.

Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Ekim 13, 2010

Kazı Kazan

Mevsimsel yağmurlar geldi, çattı. Ve gene güzide bir belediyecilik örneği sonbaharın ilk yağmurlarıyla kazı mevsimimiz de gelmiş oldu, hayırlı olsun.

Her zaman ki gibi koskoca yaz bitmiş, okulların tekrar açılmış olması falan fark etmiyor. Kafalarına düşen ilk damla ile birlikte, “ulen biz ne unuttuk biliyon mu” şekliyle kanalizasyon kazma fikri pırtlıyor belediye alt yapı hizmetlerimizin. “Büyükşehir büyüksün” diyor fikirlerinin ardından yavşak yavşak alkışlar tutuyorum.

Yağmur yağmazsa “yağmur, çamur içinde cebelleşiyoruz” çıkarımını yapamayacaklar olmalarından da böyle bir taktik izliyor olmaları da muhtemel. Ama e be kardeşim, bari muson yağmurlarını beklemeseydin.

Neyse efendim Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Temmuz 27, 2010

Psikopat mısın kadifeli gelin?

Sosyoloji okumadım, psikoloji de. Gerçi burada yazıyorum diye en azından okur yazar olduğum hissiyatına kapılabiliyorsanız ne mutlu benim için. Amma ve lakin sosyal bir çevrede yaşayan bir insanım, ayrıca da kendimle de acayip kankayım, üstüne üstlük çevremin davranışlarını algılamak yada ortak hislerin bilincinde olmak için illa ki “olojik” bölümler okumak da gerekmediği sığlığına da sığınıyorum. Ee daha n’olsun, sen hala sorguluyor musun ki?

Son zamanlarda insan davranışları üzerine bariz bir takıntı yaşıyorum diyebilirim. Aslen ise kobay olarak kankamı yani bizzat kendimi kullanıyorum demem ve bu gözlem süresi boyunca başka herhangi bir canlıya zarar vermediğimi söylemem gerekebilir (Hani her bilimsel deney sonucunda minnacık bir altyazı geçer ya, o hesaptan ve peşinen).

Neyse efendim ne diyorduk; hah, davranışsal gözlemler yapıyorum falan fişman. Ben aslında bu gözlemlere daha ziyade “ruhsal salatalık” demek istiyorum, yani öyle durduk yerde manasız isimler ile sizi de yormak istemem gerçi ama… Tabi bir de bu olayın “farkında olmak” süreci var ki onu hiç sorma bence, gitsin.

Ne saçmalıyorsun gene SeSar?”, “ne  içip de yazıyorsun sen bakim?”  diyenler olduğundan açacağım konuyu. Hatta hazır canlı da incitmiyoruz, bari konuyu bir deşip örnekler ve betimlemeler ile beyninizi vıkvıklayacağım, evet evet vıkvık…

Her insanın kimi zamanlarda yaptığı ritmik yada rutin, belli sekanslarda yaşadıkları ve çoğunlukla farkındalık hissi ile irkildikleri anlar vardır hani. İlk girişim ve ilk takıntılar bu yönde olacak. Sonra da ver elini diğer saçma salak takıntılar. Umuyorum bu davranışlar “ulan lisans iyiydi de şimdi ne bulcam lan ben tez” diyen, yüksek lisans, doktora yapacak sosyoloji, psikoloji öğrencilerine sentez niteliğinde olur. Hadi başlayalım madem, öhöm: Tamamını Okuyun…

« Yeni Yazılar - Eski Gönderiler »

Kategoriler

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.