Gönderen: SeSar | Nisan 8, 2010

Eğlenirken örflenelim: Takva oyunları

Kadim dostum düşselhayvan‘dan çaldığım bilgiler doğrultusunda paylaşacağım bir bilgidir ki ezoterik oyunlar ve bebekler dünyası gırla büyümüş efendim. Hatırlıyorum da bundan yıllar, yıllaaar önce ezan okuyan bebek piyasaya çıktığında bunun bu derece bir kapitalist sektör yaratabilecek şeraitin oluşacağına da aklım ermemişti.  Vesselam, bu sektör Toyzaras’ı  (Toy”R”Us demeye çalışıyor olabilirim burada) bile bu derece ihya edememişti.

Telli arabalar, kağıttan kuğular, tahta kuklalar ile büyüyen bir nesil değildik tabi ki biz. Bizim de çocukken kutu oyunlarımız, bebeklerimiz oldu. O zaman Monopoly’nin ismini bile henüz heceleyemezken bir benzeri olan Borsa’yı oynamış; kızların Barbie (yada daha çok Cindy) bebeklerinin bacaklarını koparmışızdır. Yaptığımız bu aksiyonların adının oyun olduğunu ve eğlenme maksadıyla yapıldığını ve zihnimizin en özgür zamanlarını yaşamıştık nitekim. Burkalı Barbie yahut “Teşekkür Ederim Allah’ım” şeklinde oyuncaklarımız olsaydı halimizi düşünmek bile istemiyorum. Zaten oyuncağın amacının genel olarak eğlenmek olduğundan yola çıkarak büyüklerin çocukların zihinlerinden çıkıp gitmelerini ve hatta bi zihnir olup gitmelerini tavsiye ederiz.

İnternette bulduğum, pardon düşselhayvan’dan çaldığım oyunları paylaşmaktan gurur, mutluluk ve utanç duyarım. Haa yazıları bizzat orijinal adreslerinden aldım, üzerinde bir oynama(büyük küçük harf dahi) yoktur efenim…

Cennet Bahçesi

Cennet Bahçesi:

Oyunumuzun amacı, Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Nisan 6, 2010

i shot the serif

i loved you serif but it’s so late for you. although i miss you, helvetica is new serif for me. understand me; kiss u babe…

***

Yalnız bunu düşünen adamı acaip kıskandım, hatta skalamda IF berraklığında F renginde bulunmaktadır. Skala için:>>>

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to Yahoo BuzzAdd to Newsvine

Gönderen: SeSar | Mart 25, 2010

Güzin Abla BirSoruSor’a karşı

Biz, BirSoruSor Ailesi olarak genellikle abuk sabuk sorulara bilimsel cevaplar verirken kimi zaman Güzin Ablalık da oynadığımızdan yakınıyorduk ki baktık Güzin Abla da boş durmamış BirSoruSor’a rakip olmayı kafasına koymuş, hamd’olsun…

İzmir’ den M.T. soruyor :

Ben 38 yasında, kimya öğretmeni bir genç bayanım. Üç ay
kadar önce kısmetim açıldı ve iyi niyetli bir gençle tanıştım. Geçen
hafta da nişanlandık. Mutluluktan uçuyordum ki dün laboratuarda korkunç
bir şey keşfettim.Nisanlımın bana aldığı yüzüğü denemek için cıvaya attım
ve maalesef yüzdü. Halbuki saf altının özgül ağırlığı civanınkinden fazla,
yüzüğün batması gerekirdi. Demek bana aldığı yüzük saf altın değil,
öyleyse sevgisi de saf olamaz. Simdi ben bu cıvayı nisanlımın yemeğine koyup bu
işi bitirmeyi düşünüyorum, ne dersiniz?

Şimdi sıkı durun, işte Güzin Abla’nın Cevabı : Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Mart 18, 2010

İvedik ve Idiocracy

Herkesin Recep İvedik ile ilgili yazıp çizdiği o dönem geçmişken hazır, benim de artık bu güzide konuya yazma vaktimin geldiğini hissediyorum. Tabi ki bu mevzudan uzak durma olasılığım minimum seviyedeydi baştan beri ama biraz daha kurgulayıp düşünmeme vakit kaldı böylece, evet ben de yazdım demek için yazmıyorum yani. Haa bir de yazmaya üşenmek kısmı da var onu geçiyoruz mirim.

Gerçi öncesinde ben yazmak fikrinden bile usanmış olsam da geçtiğimiz günlerde tırnak kesme amacıyla yaydığım bir gazetenin haftasonu ekinde okuduğum “Recep İvedik, Cem Yılmazı 10 günde geçti” haberi ile tekrar silkelendim ve bu konuyu bu sütuna taşımam gerektiğine karar verdim. Sonra n’apıyorum lan bırakayım sütunu filan dedim, keza artık hiyeroglif mi kaldı ki diyerek bloguma yazma teşebbüsünde bulunduğum anın resmine tanık oluyorsunuz sizler de. Ha, tırnak meselesine gelirsek, işe odaklanmaktan ziyade arkaplan sayılan gazete ile daha çok ilgileniyorum, müsaadenizle de konuya dönüyorum şimdi tiskinmediyseniz.

Bobiler.örg'da da konuya değinilmiş

Bobiler.örg'da da konuya "Onlarda ve Bizde" başlığı altında değinmiş bir arkadaş.

Öncelikle bilimsel bir giriş gibi olacak ama kimdir bu İvedik onu cevaplayalım. Konunun özeti kısa ve öz aslında. Her şeyden evvel Recep İvedik, Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Mart 15, 2010

Böyle reklama sıçarım

Japonlar gene yaptı yapacaklarını sayın okuyucu. Gerçi Kış Olimpiyatları bitmeden yayımlamam daha manidar olacaktı bu güzelim mevzuyu ama… Neyse, tez elden çıkarayım da en azından dedim.

Japonya’da bir Kayak Merkezinde bir otelin tuvaletlerini yeniden tasarlayan bir reklam şirketi, konsept olarak lokasyonu ve aktiviteyi ele almış ve en adrenalini yüksek branşlardan kayakla atlamayı bu küçük kabinlerin içine sığdırmış.  Tuvalet aslen bir “kutu kahve” reklamı(max coffe) yapmakta ve tuvalet kağıdı tutacağı ve kağıt çöpü de bu kutu kahvenin ambalajı şeklinde. Nitekim sloganımız da zaten: “Seriously kick-ass intensely sweet for the real coffee super zinging unstoppable Max! Taste-explosion!”

Tamamını Okuyun…

Gönderen: SeSar | Mart 14, 2010

Pi(π)

Dünya Pi(π) günü büyük bir eğlence ortamında gene bir pastanın üzerine pi sayısı konularak kutlandı sayın seyirciler.

Ohh, derin bir bilgi vereyim, tarihi sır niteliğinde: “Çemberde çap ve çevre arasında bir bağıntı var ve bu oran tüm çemberlerde sabittir.”

Pi’de 3 ve sonrası için: >>>

Add to FacebookAdd to DiggAdd to Del.icio.usAdd to StumbleuponAdd to RedditAdd to BlinklistAdd to TwitterAdd to TechnoratiAdd to Yahoo BuzzAdd to Newsvine

Gönderen: SeSar | Mart 11, 2010

Du hast DJ Gencebay

Gün itibariyle dün, sevgicazım bıdıcım hatırına Yeni Türkü’nün sonunda Bursa’da da  açılan Hayal Kahvesi’ndeki konserine gittik. Yani mevzu bahis burada gerçekleşti diyerek ön notumu iliştireyim.

Hadise  şudur karim; bunlar (Yeni Türkü) çaldı, ardından devre arası yaptı, kulise çekildi. İşte bu esnada da Disk Jokey Bey ki biz bundan sora kendisini DJ olarak lanse edeceğiz, devre arası müzikleri şakıtmaya başladı. İşte “We’re the champions”, “Ateşini yolla bana” gibi bilinen spor müsabakası musikilerinden ziyade yüksek sesle rock, pop, rock-pop, çat-pat bir şeyler çalarak sigara içmeyen, mekanda kalan insanların birbiri ile konuşup dertleşmesine pek olanak tanımadı.

O sırada Rammstein’dan felekten bir “Du Hast” çalmaya başladı ve biz de bıdımla gaza gelip, Tamamını Okuyun…

« Yeni Yazılar - Eski Gönderiler »

Kategoriler

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.